Yöre Eğitmenimiz

Kırklareli İle İlgili Kaynağımız :
Yöre Eğitmenimiz Şener Günay

Vilayet merkezi olan Kırklareli şehri, 41’44 enlem ve 27’13 boylamında yer almaktadır. Kırklareli ‘nin ne zaman kurulduğu hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz . Trake kabilelerinin bu sahanın etken ilk yerlileri olduğu ve onlara ait yakın ve uzak çevredeki höyüklerde çıkan eserler bunu göstermektedir.

Mevcut bilgilere göre Roma ve Bizans devrinde bir kasaba olarak kurulduğu anlaşılmaktadır. Şehrin Türk ‘ lerin eline geçiş tarihi üzerinde ihtimal varsa 1369 rakamı üzerinde birleşme görülmektedir.

Şehir muhtelif devirlerde Virisium , Verisse , Nerisse , Ayasaranda , Sarandakılisi , Kırkkılisi , Kırklareli şeklinde isimler almıştır.


Giyim Kuşam

ERKEK KIYAFETİ:

Yündendir. Elde kadınlar tarafından örülür .Siyah ve beyaz çorap olmak üzere iki türlüdür . Damat çorapları hariç, nakışsızdırlar.
POTURLARI: Potur, kendilerinin dolapta dövüp hazırladıkları aba kumaşından yapılır. Yan kısımları siyah gaytonla süslenmiştir. Dizden yukarısı boldur. Dizden aşağısı dardır.
KUŞAKLAR: Yünden dokuma olup , al ve beyaz renktedir. Bele dolanır. Bir yandan potura kemer görevi yaparken diğer yandan cep ve süs görevini yapar.
GÖMLEKLER: Pamuktan, düz çizgili kumaştan veya düz beyaz kumaştan dikilir. Yakasızdır.
YELEKLER: Abadan yapılır , kolsuzdur. Gömleğin üzerine giyilir. Gaçka, Kopça denilen tel düğmelerle iliklenir. Gaytonlarla süslenmiştir. Bölgelere göre (elek ) koparan gibi isimleri alırlar.
CEPKEN: Bu da abadan yapılır. Kolludur. Çevresi gaytonlarla dikilmiş süslemeler vardır. Yakasız ve düğmesizdir. Ceket görevini görür.
AYAKKABI:Tarlada çarık giyilir. Normal günlerde deriden yapılmış, ucu sivri, alçak ayakkabı giyilir.
YAĞLIK: Genç kızların sevdiği erkeğe verdikleri mendildir. Kızlar kendine özgü işlemeyle mendilleri işlerler. Her motif bir anlam taşımaktadır.

KADIN KIYAFETİ

ÇORAP: Bütün kadın çorapları nakışlıdır. Hakim olan renge göre adlandırılır. Elde yün ipliğiyle örülür ve yünü kendileri eğirmektedirler. Çorapları, kedi bacağı, domuz tırnağı , muskalı çiçek, dişçik gibi isimlendirdikleri motiflerle süslemektedirler. Ayaklara çoraplardan başka birde ‘ edik ‘ denilen yünden örülmüş nakışlı terlikler giyilir.
ŞALVAR: Kumaşları pamuktan olup, kendileri dokumaktadır. Uzunlukları diz kapağının biraz altındadır.
GÖMLEK: Dokuması pamuktandır. Çeşitli işlemelerle süslenmiştir.
ÖNLÜK: Her köyün kendine özgü renklerde, kendilerinin yününden dokuyup süsledikleri önlükleri mevcuttur. Bazı köylerde ” fıta ” denir. Önlükleri bağlamak için yünden örülmüş ince bir kumaşa da uçkur denir.
​​​​​​​CEPKEN: Gömleğin üzerine son derece güzel motifli , telle işlenmiş aba veya çuhadan yapılmıştır. Uzunluğu bele kadardır.
BAŞ ÖRTÜLERİ: Kenarları süslü ipekten yapılmıştır. Bir adı da gr


Halk Oyunları

Aşağıda oynama şeklini açıkladığımız oyunlar yörenize Selanik , Kavala, Drama ve İskoça yöresinden eski Türkler tarafından getirilmiştir. Genel olarak yöremiz oyunları hareket,renk,melodi ve şekil yönünden Anadolu’dan ayrılmasına karşın, kendi aralarında benzerlik gösterirler. Bu benzerlik kent kent , kasaba kasaba, köy,köy bozulup bölgeselleşebilir. Bazen aynı oyun değişik yerlerde hatta isim değiştirilerek oynanabilir. Kırklareli ve yöresi halk oyunlarını bu açıdan inceleme zorunluluğu vardır. Bazı çevreler oynadığımız oyunlardan Ziğoş Drama karşılanması diye adlandırdığımız oyunların milli yönlerden kabul etmemektedirler. Daha önce Türk toprakları olan bölgelerde oyunların gerçek Türkler tarafından oynandığını ve müziklerinin de Türk melodileri olduğunu hatırlatmak gerekir.

KIRKLARELİ VE YÖRESİ HALK OYUNLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ

1 – Hemen hemen her oyun ağır ve tempolu hareketlerle başlar ve süratli bir şekilde sona erer.

2- Oyunlar el ele veya eller tutuşmadan oynanır.

3- Oyunlar çift zurna , çift davul ile oynanır.

KIRKLARELİ OYUNLARIMIZ

bre Değirmenci(Aman Değirmenci) Karşılama, kadın, çift-toplu, ve türkülü,

Abre Süleyman Ağa(Mandıra) : Karşılama, kadın erkek karma, çift-toplu, tütkülü

Ago ( Ago oğlu ) : Horo erkek.

Ağır Tikveş : Horo erkek.

Ahmet Bey ( beylerbeyi ) : Horo

Alay Bey : Horo, erkek, türkülü

Alaylar,alaylar : Karşılama, Kadın, çift-toplu, türkülü

Ali Yazıcı :Horo, erkek

Aşağı Tikveş : Horo erkek

Arzu ile Kanber : Horo erkek

At koşturma : Taklitli oyun erkek tek

Sirto (Şurto ) : Erkek horo

Beymisa ( Beymiya, Beymisa) : Horo erkek

Cemala : Dere oyunu da denir, Erkekler oynar.

Çeto : Erkek,toplu temsili

Çevik (Kerala) : Erkek tek

Dalyan mitra : Horo erkek

Davullar çalar 40 haydut oynar : Horo erkek

Debreli Hasan : Horo erkek

Dere boyu düz gider : Kadın,erkek, tek toplu

Domuzu bataktan çıkarma : Horo erkek

Drama karşılaması : Erkek çift toplu

Gegule ( Gergol ağa) : Horo erkek türkülü(Hanım Ayşe, İbrahim hoca, İstanbul kasabı, Karamur karşılaması, Karşılama, Mara Yusuf, Kasap havası, Küçük molla, Mendilli oyun, Pancar havası, Patrona, Pehlivanlık oyunu, Rampi, Rum kızı, selanik, Tapşin havası, Telgrafın telleri, Toska, Üç ayak gibi oyunlarımız vardır.)

ZİGOŞ : Zigoş köyünde oynanan hareketli bir oyundur.(Drama ve Kavala arasındaki köylerde) Mendil vardır. Oyun ilk önce adımlar içe basmak suretiyle ağır hareketlerle başlar, diz vurmalarla devam eder. Zurna susar, tüm eller tempolu olarak vurmaya başlar. Davulun vuracağı tokmak sesiyle beraber biter.

KABADAYI: (Ahmet bey): Oyun ağır başlar, sıra halinde dönme ve çökmeler vardır. Sonunda Ahmet bey oyununa geçiş yapılır ve oyun çok hareketli biter.

KIRK HAYDUT : Bu oyunda oyuncular küçük parmaklarından tutarlar ve dört ritimle sağa, sola gidiş vardır. Komutlarla sağa giderken figür değişir ve son iki sayıda sol ayak sağ ayağın arkasına getirilerek hey,hey diye bağırılır. Oyun hızlandığında omuzlardan tutulur, sağ ayakla sekme yapılarak hazır olda ayaklar bitişik basılır. Son sayıda sol ayak sağ ayağın önüne çapraz basılarak hareket tamamlanır. Oyun hızlanarak biter.

İZZET HOCA : Olay Batı Trakya da geçer. İzzet hocanın kızı kına gezesi kırk haydut tarafından kaçırılır ve sırça pınar denen yere getirilir, eğlendikten sonra haydutların en küçüğü tarafından öldürülür. Kıza yazılan türkü şöyledir. ( Kına gecemde çalgılarda dokuz dizi altınımı verdim.) yine kurtulamadım , en aşağı en küçüğü canıma kıydı, haydi dediler sırça pınara anacığım, götürdüler beni dönmez yollara, bana sordular anacığım, sen kimin kızısın, bende dedim ki İzzet hocanın kızıyım, Oyuncular kol kola tutuşmak suretiyle ileriye doğru atılan adımlarla oyuna başlar. Bu ilk kısımdır, kırk haydut geldiğinde hepsi yere çökerler. Haydutlar gidince ( eyvah kızımı kaçırdılar )diye el çırpmaya başlarlar. Bu ikinci kısımdır. Oyunda oyuncular omuz başlarından tutarlar ve ritmik hareketlerle sağa ve sola giderler, komutla oyuncular sıçrayarak ve el çırparak 4 öne 4 geriye olmak üzere çökerler. Oyun hızlanır ve hazır olda ayaklar bitişik basılır. İki sağa iki sola sekerek devam eder. Çöküşlerle oyun sonuçlanır .

SÜLÜMAN AĞA : Alpullu , büyük mandıra, Sinanlı-Katranca, Pehlivan köy, yörelerinde oynanan bir oyundur. Sözleri :abro Süleman ağa , tut çakal beygiri, vuralım yuları, alalım gelini, Sülüman ağanın karısı, pencereden bakar (iki kere söylenir) . Sülüman ağanın karısı, çok canlar yakar. Kız ve erkeklerle oynanan bu oyun oldukça hareketlidir. Sağa ve sola gidişlerle mendil sallanır. Kızlarla erkeklerin gidip gelme ve yer değiştirmesi ile devam eder.

ESKİ KASAP : Kırklareli yöresinin en çok sevilen ve en hareketli oyunlarından bir tanesidir. Melodisinin kendine has bir özelliği vardır. Erkekler tarafından oynanan bu oyun ağır olarak başlar, ekip başının işaretiyle oyuncular birlik ve beraberlik içinde çift makam yaparlar. Oyun yine başlangıçta olduğu gibi devam eder. İkinci defa çift makam yapıldıktan sonra oyun hareketlenir. Başta bulunan oyuncu başı bırakarak seri bir şekilde etrafında döner ve oyunun sonuna geçer. Artık oyun çok hareketlenmiştir. Verilen bir işaretle muntazam sıra halinde sona erer.


Düğünleri

Birbirlerini görüp beğenen gençler, bu isteklerini ailelerine açarlar. Erkek evi önce dünür gönderilir, sonrada kendileri kızı istemeye giderler . Kızın isteğiyle kız verilir. Kız tarafı nikah için oğlan tarafını Perşembe akşamı çağırır . Erkek evinden bir grup erkek , kaynana , birde ” analı- babalı ” bir çocuk kız evine giderler. Analı babalı geline verilmek üzere kırmızı bir torba taşır. Torbada, Entari, Don, Çorap, Üçetek, Cepken, Yaşmak, Tepelik, boncuk, Küpe, Kuşak, Şeker ve gelinin akrabalarına görülen hediyeler verilir. Kız evinde , gelenlere yemek verilir. Yemekten sonta nikaha geçilir. Nikahta kadınlar bir odada erkekler bir odadadır. Nikahta getirilenler kız evinde bir hafta müddetle duvarlara asılır. Son gün , erkek evine gideceği Perşembe günü gelin pembe yada al bir gelinlik giyer, duvak yerine al bir grep , yüzünü örtmeye de yeşil bir grep konur. Elleri bileklerine kadar, ayakları topuklarına kadar kınalıdır. Erkek evinde ise güvey, davul zurna ile beraber berber tarafında tıraş edilir. Yemekler yenir. Oyunlar oynanır. Oğlan evi köyün bütün yeni evlileri ile birlikte kız evine gelini almaya giderler. Çeyizler arabaya yüklenir ve gelin güvey evine getirilir. Erkek tarafından birkaç kadın gelen çeyizle gelinin yatağını hazırlarlar. Gelin ve güvey o akşam baş başa kalırlar gelin artık güvey evinin bir ferdi olmuştur.


Hıdrellez

Hıdrellez çok önemli, özlemle beklenen bir gündür. Günler yaklaştıkça kadınlar sabah erken tarlaya gidip çiğ toplarlar. Onunla süt mayalarlar. Tutarsa hıdrellez gelmiştir. Ayrıca hıdrellez sabahı ağaçlarda yapraklar oynamaz. Hıdrellezin geldiği anlaşıldığı günün akşamı kızlar toplanırlar. Bir toprak çömlek alırlar. Çömleğin içini su doldururlar. Her genç kız çok küçük bir çiçek demetçiği hazırlar. Çiçek demetinin bağına kendisine ait bir eşyasını bağlar. Bu genellikle yüzük, kolye, küpedir. Hazırlanan çiçekler su dolu çömleğe atılırlar. Çömleğin ağzı kapatılır ve bir gül ağacı altına konulur. O gece orada kalır. Kadınlar sonraki gün ağaçlık bir yer olan, eğlencenin yapılacağı yere giderler. Odunu, kazanı ve tepsileri akşamdan oraya götürürler. Bir kadını da köye salarlar. O kadın her evden birer tas mısır toplar oraya getirir. O mısırı akşamdan ıslatırlar. Hıdrellez günü bilhassa çocuklar erken kalkarlar. Yüzlerini yıkamadan ekin tarlalarına koşarlar. Yüzlerini ekine düşmüş çiğ ile yıkarlar. Gördükleri en uzun ekinlerle boylarını ölçerler. Boylarının o ekin gibi uzun olacağına inanırlar. Tarlalardan gelen çocuklar içine ceviz yaprakları atılarak kaynatılmış su ile yıkanırlar. Kadınlar erkenden gidip ateş yakarlar, akşamdan ıslattıkları tuzlu mısırları kaynatırlar. Buna gölle denir . Öğle olunca kimse evine gitmez. O gün öğle yemeği olarak orada pişen gölle yenir. Daha sonra kızlar gidip çömleği getirirler. Çömlek ortaya konulur, etrafına mani okuyacak kızlar otururlar. Bir kız çömleğin başına oturur. Ona çömlekçi denir. Çömlek bir kız çemberi ile örtülüdür. Çömlekçi elini çömleğe sokar, etraftaki kızlar bir mani okurlar ve hemen arkasından çömlekçi bir çiçek çıkarır Söylenmiş olan bu mani çiçeğin sahibidir. Bu çömlekteki çiçekler bitene kadar tekrarlanır. Geriye kalan su ile yüzlerini yıkarlar. Böylece dinç olacaklarına inanırlar. Ayrıca o gün çamaşır yıkanmaz ve evdeki tüm yünlüler güneşe çıkarılır.


Coğrafi Durumu

Kırklareli ili , Trakya yarım adasının kuzeydoğu kısmında yer almaktadır. Doğu dan Karadeniz , güneyden Tekirdağ, batıdan Edirne illeriyle, kuzeyden ise Bulgaristan hududu ile ayrılmıştır. Bu hudutlarla çevrili olan Kırklarelinin yüzölçümü 6498 km 2 yi bulmaktadır. Kırklareli , alanı genel görünümü ile sade bir manzara ortaya koymaz, Kuzey ve kuzeydoğu tarafı, kuzeybatı ve güneybatı doğrultusunda uzanan Yıldız ( Istranca ) dağları ile engellenmiştir. Bu dağların en yüksek büyük Mahya tepesi 1030 metreyi bulmakta ise de 250 m. yükseklikteki bir zemin üzerinde genişçe yayılarak 750 m. lik bir yükseltiyi birden kazanmaktadır. İl sınırları içerisinde kalan arazinin güney ve güneybatısını Ergene ovası ve bu ovayı Yıldız dağları blok una bağlayan alçak platolar hakim bir görünüm oluşturmaktadır AKARSULARI Kırklareli çevresinin akarsu sistemi Karadeniz ve Ergene havzası olmak üzere iki kısımda incelemek gerekir . Karadenize akan suların boyları kısa olup, akışları sel halindedir. Dezve deresi kuzeye doğru akarken Bulgaristan hududuna ulaşır ve ve doğuya dönerek Türk – Bulgar hududunu oluşturur. Bunun yanında Bulanık dere , Papuç deresi ve kazan deresi vardır. Ergene havzası adını verdiğimiz bölümü Ergene suyu geçmektedir. Ergene 80 km. bir yay çizerek batı taraftan Edirne il topraklarına girer. İKLİM Kırklareli genel olarak Marmara, Tuna ve Karadeniz iklimleri ortasında yer almaktadır. Bu iklimlerin karşılıklı etkisi görülmekle beraber bazende bunlardan birisi üstün duruma geçerek varlığını hissettirir. Yıldız dağlarının kuzey-doğusundaki kısmında Karadeniz iklimi net olarak görülür. Bu dağların batı ve güneybatı kısmında ise, Tuna ve ege iklimlerinin etkisi görülmektedir. Sıcaklık değerleri incelendiğinde ortalama sıcaklık 13derece , en soğuk ay olan Ocak ortalaması 1,6 derece, en sıcak ay olan Temmuz ortalaması ise 23,7derecadir. Bu aylara ait en yüksek ortalama sıcaklığın 30,9 derece, en düşük ortalama sıcaklığın ise 1,3 derece olduğu görülmektedir. Buna göre kışlar soğuk , yazlar ise çak sıcak geçmektedir.Yağışlar ortalama 651, 1mm dir. Yıllık yağış tutarının %42 si kış, %32 si ilkbahar , &7,4 yaz, %18,6sı sonbahar mevsimine isabet etmektedir. En fazla yağış Kasım, Aralık, ocak ve Şubat aylarında görülmektedir BİTKİ ÖRTÜSÜ Kırklareli il sınırları içinde kalan 6498 km2 si arazi durumunun faydalanmış şekillerine göre %93,2 tarla %02,8 bağ ve bahçe, %15 çayır ve mera , %38i orman, %4ü faydalanmayan arazi şeklinde görülür. Kırklareli sınırları içinde doğal bitki örtüsü iklime bağlı olarak Ergene havzası ile platolar kısmında step ve bozkır , Yıldız dağlarıyla Karadeniz kısmında ise orman oluşukları şeklinde geliştiği görülür.