26 Mart Çalışması

156
Köy meydanlarından pınar başlarına, kahve peykesinden harman yerine.. bir ses yankılanır oylum oylum.
Ozanın sazından yükselen bu seste; dert vardır, yüreklere zarar acılar vardır…
Bu seste dosta selam, vefasız sevgiliye sitem vardır…
Bu seste ana kucağına, baba ocağına, yâr sinesine çekilen hasret vardır…
Usta eller ince tellerde dolaşır. Kimi kendi deyişini, kimi eskilerin deyişini vurur sazın gögsüne.
Yüzlerce yılın ötesinden beslenen, dilden dile dillenen, telden tele tellenen bu sedayı; kim yazmış, kim yakmış, kim yaymış? Bir hükmü yoktur.
Bazen bir sözüyle Kozanoğlu’nu dellendiren Karacaoğlan, bazen 7’sinde baharını yazını yitiren Veyseldir… kâh düşündeki Mihri’ye aşık olan Kul Ahmet, kâh Erzurum Destanı’na ün veren Ruhanidir… belki Mahzuni Şerif, belki ateşlerde yakılan Nesimîdir…
Anadolu’nun dağından yaylasına, köyünden kasabasına, yelinden yağmuruna, yiğidinden sunasına uzanan ve pek çoğunca bir nefes olan ve fakat aslında birer nefs’tir, türküler.
………
58. dönem Halk Müziği Kurs Müdürlüğü’müzün bu haftaki çalışmalarında, dönem başından beri öğrendikleri türkülerin tekrarı yapıldı.
Ayrıca kursiyerlerimizin bu hafta bir de konukları vardı;
51. dönem mezunu üyemiz Sayın Bektaş Bahtiyar ve kıymetli eşi, ziyaretleriyle kursiyerlerimize sürpriz yaptılar ve değerli hocalarımızla birlikte repertuvar derslerine katkılar sunup, derslerimizi renklendirdiler.
Konuklarımıza, Halk Müziği Kurs Müdürlüğü’müze, Eğitmenlerimize emekleri ve katkılarından dolayı teşekkür eder, Kursiyerlerimize başarılar dileriz.
(Görseller için Pınar Sakıcı’ya ve bilgi için sevgili Süleyman Kardeşimize teşekkür ederim)
Serap Gürsoy
Basın Yayın Md.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!